Fıkıh | Konular

Tedavide alkol

1. Alkolün haricen kullanılması halinde durum ne olur?
Gargarada, enjektabi olarak ve dezenfektede kullanılabilir mi?


2. Içinde alkol olduğu terkibinde belirtilen ve belirtilmeyen ilaçlara
karşı tavrımız ne olmalıdır? Günümüzde
kullanılan şurupların çoğunda çözücü olarak alkol
bulunmaktadır.


3. Imalınde alkol kullanılan fakat sonra uçan ilaçların
hükmü nedir (kapsül, tablet, draje).


4. Kullandığımız jelatin kapsüllerde domuz
derisinden yararlanılıp yararlanılmadığı
kesin değil. Bu durumda ne yapmalıyız?


5. Hazım kolaylaştırıcı ilaçlarda, enzim
preperatlarında domuz, koyun ve sığırdan (pankreas ve
midelerinden) faydalanılıyor. Kullanacağımız
ilacın domuz kaynaklı olduğunu bilemememiz halinde durum ne
olur? Bunların sentetikleri de mevcuttur. Mevcut
olmadığı zaman durum değişir mi?


6. Içinde M.S.S.ni inhibe edici madde olan (codein, autihistaminik)
şurup ve tabletlerin kullanımı caiz midir?
Alışkanlık yapanlarının durumu nedir?
Uyuşturucu, normal hareketi engelleyici codein, öksürük
şuruplarında teskin edici özellik gösterir.


7. Bütün bu tür ilaçların alım-satımı caiz
midir?


Latince terimleri kullanmada yanlışlık yapmadı isem
sorularınızı böylece özetledim. Aslında sırf bu
sorulara bakmak bile müslümanların günümüzde hal-i
pür-melâlini anlamaya yeter. Tıbba ve eczacılığa ait
yazdıkları kitaplar Batıda asırlarca ders kitabı
olarak okutulan müslümanlar bu hallere düşmemeli ve
sağlıklarını dahi onların formüllerine teslim
etmemeli idiler. Olan olmuş noktasından hareket etme durumunda
isek, mutlak olarak "ümit kesmemekle" emrolunan mü'minler bu
mesafeyi kapatmanın ve hiç olmazsa geleceklerini bu zilletten
kurtarmanın çabasında ve formül arayışında
olmalı, ilacına da (adına) kendi damgasını
vurmanın yolunu bulmalıdırlar. Yıkılan Islâm
binasının yeniden inşasında tabiplere ve
eczacılara düşen görev de bu olmalıdır. Yoksa türbanından
ya da sakalından bil-istifade, o kesimi müşteri edinip,
paracıklarından yararlanma imkânı aramak değil.


Sorularınızın cevabına geçmeden şunu da ilave
edeyim. Sözünü ettiğiniz ilaçlar, hangi hastalıklar için
kullanılıyorsa o hastalık için yegane ilaç olduklarından
değil, bize göre haram olan maddeleri kullanmada bir sakınca görmeyen
kişi ve zihniyetlerce öne sürülüp, alternatifsiz sanıldıklarındandır.


Imdi Rasûlüllah Efendimiz; "tedavi olun, zira Allah hiç bir
hastalık yaratmamıştır ki, çaresini de yaratmış
olmasın" diye buyururlarken: "Şüphesiz Allah
şifanızı size haram kıldığı
şeylerde yaratmamıştır"(Ebu Davud, Tib 11;
Muvatta, Ayn 12) diye de buyurmuşlardır. Târik b. Süveyd adlı
sahabî ona şarabı (hamr) sordu da o da yasakladı. Târik,
"ama ilaç olarak kullanıyoruz" deyince de, "o deva
değil derttir"(Müslim, esribe 12; Ebu Davud, tib 11; Tirniizî,
tib 8) buyurdular. Buhari'nin naklettiğine göre Ibn Mes'ûd,
"Allah ilacınızı size haram
kıldığı şeylerde
yaratmamıştır"(Buharî, Esribe 15) demiş ve Rasûlüllah
(sav)'in "kim şarapta (hamr) tedavi ararsa Allah ona şifa
vermesin!" buyurduğunu zikretmiştir.


Bu hadis-i şerifler ışığında cumhûr (fıkıhçıların
çoğunluğu) pis ve haram şeylerle bu arada içki (hamr) ile
(olağan durumlarda) tedavi olunamayacağı görüşüne
varmışlardır. Olağan durumlar alkol ya da başka
pis maddeler ihtiva eden ilaçların yerine başkası
bulunabildiği, ya da bulunamasa dahi hasta için hayatî bir durumun
söz konusu olmadığı zamanlardır. Ama alkol ihtiva
eden ilaçların yerini tutacak başka ilacın
olmadığı, hastanın da böyle bir ilacı
almadığı zaman hayatî tehlike geçirecegi mütehassis
(nâzik) bir müslüman doktor tarafından söyleniyorsa böyle
ilaçların zaruret miktarı alınacağını hemen
hemen bütün fıkıhçılar kabul ederler.


Alkollü içkiler konusunda Hanefi Mezhebinin görüşleri çok
farklı ve detaylıdır: Seki (sarhoş edici alkol) ihtiva
eden içkiler dörde ayrılır:



1. Hamr: Yaş üzüm suyunun çiğ olarak bekletilip
keskinleşmesi ve mayalanması (fermantasyon) ile köpük atması
şeklinde elde edilir. Bu maddesiyle (li-aynihi) kaba pisliktir.
Sirkeleştirilmeksizin, ne gaye ile olursa olsun
yararlanılması haramdır, satışı caiz
değildir. Dezenfekte ve saç bakımı gibi şeylerde
kullanılamaz. Kaynatılması ile istihale (kimyasal
reaksiyon ile bir başka maddeye dönüşme) oluşmuyorsa
kaynatılarak da kullanılamaz. Mezhepte mutemet görüşe göre
tedavi gayesiyle de yararlanılamaz. Bunun Türkçedeki karşılığı
üzüm şarabıdır. Bu hükümlerde azı da, çoğu
da eşittir.



2. Tilâ: Yaş üzüm suyundan üçte ikisi ya da daha azı
buharlaşıncaya kadar kaynatılıp, sonra da sarhoş
edici hale gelen içkidir. Üçte ikisinden azı gidecek kadar
kaynamışsa


"bâzik", yarısı gidecek kadar kaynamışsa
"munassaf" adını alır. Bu ikisi ittifakla
haramdır. Üçte ikisi gidecek kadar kaynarsa "müselles"
adını alırki, esas "tilâ"da budur. Imam
Muhammed'e göre haramdır diğerlerine göre helâldir. Fetva
Imam Muhammed'in görüşüne göredir. Dolayısı ile
"Tilâ"da "hamr" gibi pistir.


3. Şeker: Yaş hurma suyundan çiğ olarak yapılan ve
keskinleşip (mayalanıp) köpük atan içkidir.


4. Nakî: Kuru üzümden çiğ olarak elde edilen ve kabarıp köpük
atan sudur. Bu son ikisi haram olmakla beraber, pis oluşları
Serahsî'ye göre hafiftir. Ayrıca "hamr"
dışında kalan üçü kabarıp keskinleşmedikçe
ittifakla helâl ve temizdirler.(Bu konuda daha geniş detay için bk.
Ibn Abidîn, VI/448 vd)Hanefi mezhebine (Imam Azam ve Ebu Yusuf'a) göre
bu dört çeşit mayın dışında kalan meşrubat
helâl ve temizdir, alım-satımı caizdir. Buna göre bu
yöntemlerin dışında bir madde ve yolla elde edilen
ispirto, kolonya, dezenfekte de ve çözücü olarak şurup ve
esanslarda kullanılan alkol türleri temizdir, alınıp
satılabilir. Ancak hangi maddeden olursa olsun, sarhoş edecek
miktarı ittifakla haramdır ve cumhura (fıkıhçı
çoğunluğuna) ve Hanefî mezhebinde fetva verilen Imam
Muhammed'in görüşüne göre her çoğu sarhoş edenin
azı da haramdır, pistir, alım-satımı caiz
değildir. Bazı fıkıhçılara göre de içki (sarhoş
ediciler) haram olmakla beraber pis değildirler, dezenfektede ve
haricen kullanılabilirler. Dolayısı ile Hanefî Mezhebi bu
konuda "orta yol" olmakla özellikle günümüz için
uygulanabilecek bir kurtarıcıdır. Ama cumhurun ve bu
meyanda Imam Muhammed'in görüşünü gözardı
edemeyeceğimize göre Hanefi mezhebi dediğimiz Imam Azam ve Ebu
Yusuf görüşünü ihtiyatla karşılamalı, sadece ve geçici
olarak tedavide ve dezenfektede kullanmalıdır. Bu söylenenler sıvı
meşrubat için geçerlidir. Banotu (benc) ve afyon gibi katı
olanlar ise müstahzar ilaç olarak mübah sayıldığından
tedavi gayesiyle ve sarhoş etmeyecek miktarda alınabilirler.
Temiz olduklarından satılmaları da caizdir (bk. Ibn Abidin,
VI/455) (Allah'u a'lem).Haramlığında ve pis oluşunda
ittifak edilen hamr (şarap)ın tedavi maksadıyla
kullanılmasına gelince, bir grup Belhli Imamdan
nakledildiğine göre, bakılır. Eğer fayda
sağlayacağı kesin ise alması helâl olur.(Fetâvây-i
Hindiyye V/254-55; Kaşani de aynı şeyi söyler bk.I/61)
Çünkü insanın zaruret halinde haram olan şeyleri, zaruret
miktarınca yemesi, boğulmakta olanın, helâl sıvı
bulamazsa boğazını açacak kadar içki (hamr) içmesi
caizdir.Imam Muhammed'e göre insan ve domuz dışındaki
canlıların kemiklerinden herhalükarda ilaç olarak yararlanılabilir.
Bazılarına göre de eti yenmeyen hayvanlar ancak şer'î
usûlde boğazlanmaları, kemikleri de kuru olması halinde
onlardan ilaç yapılabilir.(agy.)Pis ve haram olduğunda ittifak
edilen "hamr" (şarap) zaruret olmadıkça tedavide
kullanılamayacağı gibi, saç parlatmada, gargarada ve
şırınga olarak (enjektabl) da kullanılamaz.(Ibn Abidin
VI6449)Domuzdan vb. haram şeylerden maddeler ihtiva eden ilaçların
terkibini iyi bilmek gerekir. Eğer başkalaşım
(istihale=kimyasal tepkime) varsa pisliği gitmiş
olacağından kullanılması haram olmaz. Istihale yoksa
zaruret bulunmadıkça ya da bazılarına göre kesin çare
olduğu, alternatifi de bulunmadığı adil mütehassısı
tarafından söylenmedikçe kullanılması haram olur.
Fıkıh kitaplarımızda; hınzırın tuzlada
kalıp tuzlaşması, gübrenin toprağa
karışıp topraklaşması, tezeğin yanıp kül
olması, şarabın sirkeleşmesi, mis ahusunun
kanının misk olması, pis olan zeytinyağının
sabun yapılması gibi olgular istihaleye örnek olarak
gösterilir.(bk. Tahtavî: Ayrıca bk. Mahluf N6121,140; Kâdihan,
NI/403; Ibn Kudâme, el Mugni, NI/605; Nemenkânî, el-Fethurrahmânî,
I/63; el-Hattâb, el-Mehel, N6206; Zuhaylî, el-Fikhu'1-Isâmî) Ancak Ebu
Yusuf istihaleyi bir temizlenme sebebi olarak görmez. Ama fetva onun
görüşüne göre değildir. Bu söylediklerimizle bütün
sorularınızi bir ölçüde cevapladığımızı
sanıyoruz. Ancak mes'elenin ne kadar kompleks ve hassas olduğu
da ortada. Bu itibarla ilaç alanların mes'eleyi bilinçli olarak
soruşturması, ilaç yazanların da, alternatifi olmayan
haram maddeli ilaçlara alternatif bulma, olanların da alternatifini
ve varsa sentetiğini kullanma konularında çok titiz davranması
gerekir.


Konular