Fıkıh | Konular

öfke ile bosamak

Bir Müslüman karısına kızdığında
"babanın evine git!" dese ve kalbinden bir şey düşünmeden
bu sözü değişik zamanlarda üç defa tekrarlamış
olsa durum ne olur?


Bize boşamanın Islâm Hukukundaki durumu sorulduğu için
ona göre anlatmaya çalışacak ve başkalarının da
bilgilenebileceği mülâhazasi ile meseleyi özetlemeyi deneyecegiz.


Islâmda karı ile kocanın birbirlerine üç itibarî bağla
bağlıdırlar ve bu bağları koparma (boşama)
yetkisi -bunu kendi isteği ile karısına vermemişse-
erkeğe aittir. Her nasılsa boşanma gerektiğinde erkek
bu bağları sözle de koparabilir ve aslolan (sünnî) bunları,
cinsel ilişkide bulunulmamış üç ayrı temizlik içerisinde
koparmak (boşamak) olmakla beraber, bid'at ve günah olsa dahî bir
defada koparabilir. (Bunların niçini ve felsefesi sorulmadığından
ona temas etmiyoruz.) Imdi erkek bu boşama yetkisini
"sarıh" (açık) ve "kinaye" (üstü kapalı)
olmak üzere iki tür beyanla kullanabilir. Arapça'daki
"talâk" kelimesi ve Türkçe'deki "boşama"
kelimesi bu konudaki açık ifadedir. Buna göre birisi karısına
"sen boşsun"; "boş ol" "seni
boşadım" gibi bu kökten türemiş bir irade
beyanı kullanırsa, bununla neye niyyet etmiş olursa olsun,
dış anlamı ile bu boşamadır, kocaya niyyeti
sorulmaz. Ama aslında o, "sen boşsun" derken,
aklın yoktur, hamile,değilsin, midende bir şey yok gibi
birşeyi kastetmiş de olabilir. Bu durumda karısı
kendisinden gerçekte (diyaneten, Allah indinde) boş değildir.
Ama iş mahkemeye intikal ederse mahkeme açık bir beyanın
bulunduğu böyle bir olayda kapalı olan niyyete itibar etmez. Ve
ispatlanması halinde boşanmalarına karar verir. Buna da
meselenin kazâî yönü (kazaen) denir.


Böyle açık bir ifade ile kullanılan "talâk"
ya-da "boşama" o söz ile koca bir talâkı
kastetmişse karısı bir ric'îi talâkla, üç talâkı
kastetmişse üç talâkla boş olur; ikiyi kastetmiş
olması halinde de bir ric'î talâkla boşanır. Çünkü bu
sözün ikiye ihtimalı yoktur. Kayıtlanmamış
boşama bir boşama demektir. Bu da ya bir tek olur veya bir bütün
olur. Tesbiti için boşayanın niyyetine bakılır.
"Ric'î talâk" yeni bir nikâha ihtiyâç olmadan erkeğin
karısına dönebileceği talâktır. Açık
(sarıh) ifadelerle bir ya da iki talâk verilmesi "ric'î"
sayılır ve kaç talâk kalmışsa o kadar bağla
koca karısına iddet süresi içerisinde istediği zaman dönebilir.
Bu durumda kadının dönüşü kabul etmeme hakkıyoktur.
Böyle açık (sarıh) boşama ifadeleriyle olan boşama,
bir defada ya da ayrı ayrı üçe ulaşınca, kadın
kocasından tamamen kopar (bâin talâk) ve normal şartlarda bir
başka evlilik daha yaşamadıkça kocâsına ya da
kocası, ona dönemez. Bu talâka "büyük kopma" anlamında,
"beynûnet-i kübrâ" adı verilir. Kadına, az önce
sözünü ettiğimiz gibi; bir "ric'î" talâk verilmesi ve
iddet süresi içerisinde koca tarafından dönülmemesi (ric'at, yani
müracaat edilmemesi) halinde, ric'î talâk bâin'e dönüşür ve
artık yeni bir nikâh ve kadının rızası olmadan
erkeğin dönebilme hakkı kalmaz. Buna da "küçük
kopma" anlamında "beynûnet-i sugra" adı verilir.
Üstü kapalı (kinayeli) boşama ifadelerine gelince, boşama
ya da başka şeylere de ihtimalli bulunan ifadelerdir: "say
bakalım!", "Rahmini ibra et", "sen bir
teksin" gibi ifadelerle koca boşamayı kastetmişse, bir
tek ric'î talâk olmuş olur. Çünkü bunlar tam kopmuş
olmayı (beynûneti) açıkça anlatmayan kelimelerdir. Bunlarla
olan talâkın ric'î olması bu yüzdendir. Bu üç ifadenin dışındaki
kapalı ifadelerle talâk kastedilirse bâin talâk vakî olur. Bu
ifadeler de; "sen kesin kopmuşsun, haramsın,
ayrısın, yuların elindedir, kendi başına
buyruksun, sülâlenin yanına!, Babanın evine git!
Defol..:" gibi beyanlardır. Ister bir öncekiler, ister bunlar
olsun, bunlarla ancak talâka niyyet edilmiş olursa talâk vâki
olur. Bu sonuncularla bir talâka niyyet etmişse bir, üçe niyyet
etmişse üç bâin talâk vâki olur. Yani bunlarla boşanan
kadına koca yeni bir nikâh ve kadının rızası
olmadan dönemez.


Bütün bunlar oldukça girift olan talâk meselelerinin bir özetinden
ibarettir. Buna göre birinci soruda açık (sarıh) ifade ile
karısına üç defa, hem de aynı anda "boş
ol" demiş. Bu kişi, bir müftiye ya da hakime basvurmuş
olsaydı ona sorulurdu: Ikinci ve üçüncü kez "boş
ol" derken ayrı ayrı yani ikinci ve üçüncü talâka mı
niyyet ettin, yoksa bunu, birinci defa "boş ol" sözünü
tasdik ve te'kid için mi söyledin? Her bir defasında ayrı bir
talâka niyyet etmiş ise, Hanefi Mezhebine göre kadın bir
başka koca ile evlenmedikçe ona dönemez. Ancak böyle durumlarda başka
mezheplerden yararlanmak Câiz olduğundan, bu kişiye nikâhı
ile ilgili daha bir dizi sorular sorulur ve varsa diğer mezheplerden
bir çıkış kapısı bulunur. Yok, eğer ikinci
ve üçüncü sözleriyle birinci sözünü te'kid, takviye ve vurgulamayı
kastetmişse karısını bir ric'î talâkla boşamış
olur ve iddet süresi dolmadan doğrudan doğruya, dolduktan sonra
ise bir yeni bir nikâh ve kadının rızası ile ona dönebilir.
Fetva sorulan kişi, birinci sözündeki niyyetine bakmaz, çünkü
"o boşama" anlamında açık bir ifadedir. Ikinci
sorudaki, kapalı (kinâye) ifade kullanmış ve kalbinde
boşamayı kastetmediğini söylemiştir. Buna müftü,
hiçbir şeyin gerekmediğini söyler. Ancak müftüye değil
de hakime gitmiş olsaydı hakim, bu sözü hangi münasebetle
söylediğini sorar ve eğer karı koca
kavgalaşırken ya da aralarında nikâh meselesini konuşurken
söylediğini tesbit ederse, böyle bir durumda bu sözün başka
bir maksatla söylenemeyeceğine hükmederek yine bâin bir talâkla
karar verirdi. Gerçi haddi zatında bu, söyleyenin niyyetine bağlı
bir sözdür.Bu sözle talâkı kastetmiş olması halinde,
ilk söylediğinde karısı kendisinden boşanır.
Artık ona nikâhsız denemez. Ikinciyi iddet süresi içinde
söylemişse ikinci defa, üçüncüyü de ikinciden sonra iddet
süresi içerisinde söylemişse üçüncü ve son defa boş olur.
Birinciden sonra bir iddet süresi (üç hayız) geçmişse,
artık diğer sözlerinin bir anlamı olmaz. Çünkü o
tamamen yabancı bir kadındır.


Konular